Lezbidüş

Lezbidüş, Türkiye’de lezbiyen ve biseksüel feminist örgütlenmelerinden biri olan Lezbifem’in içinden çıkmış bir sözlü tarih çalışmasıdır. Lezbifem’in heyecanı, hareketliliği ve yaratıcılığının tetiklediği hayal gücümüz, yaşadıklarımızın kişisel hafızalarımızda yavaş yavaş solmasına izin vermeme arzumuz ve yaşarken kendi tarihimizi kaydetme isteğimiz, 2015 yılında yollarımızı lezbidüş sözlü tarih çalışmasında kesiştirdi. 2015’ten 2020’ye kadar geçen süre içindeki çalışmalarımızı ve kim olduğumuzu anlattığımız ilk metne buradan ulaşabilirsiniz. 

2020 Onur Haftası’nda çalışmamızın ve web sitemizin tanıtımı amacıyla düzenlediğimiz “Düşlerden Tarih Yazmak” etkinliğinde kalabalık bir buluşma gerçekleştirdik. Pandemi nedeniyle çevrimiçi olan etkinlikte Onur Haftası Komitesi’ndeki teknik ekibi bir hayli zorlamış, hostlara “yeter artık” dedirtmiş, zamanı bir hayli aşmış ve bir sonraki çevrimiçi partide “herkes nerede?”, “lezbidüş etkinliğinden ayrılamadılar” gibi konuşmalara sebebiyet vermiştik 😊 Lubunya feminist toplantıların ardından oturup sohbetlenmeyi, beraber bir şeyler içmeyi, dans etmeyi artık galiba toplanmaya içre sayabiliriz. Çevrimiçi buluşmalardaysa beraber en azından bir şarkı dinleyelim demek bir ritüele dönüştü diyebilir miyiz? Bilmiyoruz; ancak etkinliğimizde bunu da yaptık. Ve kesinlikle yeniden bir araya gelmek istediğimizi söyledik. Etkinliği organize edenler, lezbidüş ekibine katılmak isteyenlerden “ne şekilde katkı sağlayabilecekleri” bilgisi ile birlikte bir e-mail atmalarını istediler. Gelen e-mailler etkinliği hiç de aratmayacak kadar çok kişiden oldu. Bu güzel geri dönüşlerin lezbidüş’ün paylaştığı etik duruşa ve yöntemlere duyulan arzuyla motive olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz diye düşünüyoruz. 

2020 yılı Ekim ayında, Onur Haftası etkinliğinde bir araya geldiğimiz arkadaşların e-maillerine, hala bir iletişim ağı olan Lezbifem e-mail grubuna, Instagram ve Twitter takipçilerimize bir buluşma daveti gönderdik. Davete yanıt veren herkes gelmese de (bunu zaten bekliyorduk😊), gelenlerle yeni dönemin ilk lezbidüş toplantısını 18 Ekim’de online olarak gerçekleştirdik. Yeni ekibin “bir sözlü tarih çalışmasının gerektirdiği etik değerlere sahip çıkmaya gönüllü, toplantılara hayatında öncelik verip katılacak, sorumluluk alacak ve aldığı sorumlulukları vaktinde yapmaya hayatında öncelik vermeye gönüllü” olduğuna emindik. Bu özlemle ve elbette online buluşabilmenin verdiği imkanla da birlikte, dünyanın dört bir yanından gönüllülerle toplantılarımızı sürdürdük. Online örgütlenmek ve pandemi süreci çoğumuzun ilk defa deneyimlediği bir süreçti, sürecin her noktasında kolektif çalışmayı amaçlayan bir grup olarak bu yeni ve yeniden bir araya gelişte çok şey öğrendik.

İlk buluşmada çoğumuzun “görüşme yapmak isterim ama nasıl yapılacağını öğrenmem gerekiyor” görüşüne istinaden sözlü tarih çalışmalarının nasıl yürütülmesi gerektiğine dair bilgilenmemiz gerektiğini düşündük. Akademik çalışma alanı tarih olan ve sözlü tarih çalışmaları yapan arkadaşımız moria pia’dan bize bu konuda atölyeler vermesini talep ettik. Heyecanla kabul etmesi bizi memnun etti. Bu atölyelerde, “sözlü tarih nedir”, “sözlü tarih çalışmalarının gelişimi”, “farklı sözlü tarih yaklaşımları ve yöntemleri”, “sözlü tarihin diğer bilgi toplama yöntemlerinden farkı”, “içeriğe dair veri toplama süreci”, “doğru soru, doğru görüşme”, “editoryal süreç ve dikkat edilmesi gerekenler” gibi konuların yanında daha önce yapılmış sözlü tarih çalışma örneklerine de baktık. Moria pia’ya bu bilgileri bizimle paylaştığı için teşekkürlerimizi yineliyoruz. Ayrıca daha sonra sevgili Zeynep’in isteğimizi geri çevirmeyip, “Dini ve Cinselliği Barıştırmak: Türkiye’de Bir Gençlik Etnografisi” başlıklı yüksek lisans tezini bize de sunması çok değerli bir aktarım oldu. Bu sebeple Zeynep’e de teşekkürlerimizi yineliyoruz. Tüm bu beraber yeni yeniden öğrenmenin yanında 2015’ten 2020 yılına kadar yürütülen çalışmanın etik ve yöntemsel önceliklerini çokça kere paylaştık. Ekibimizde daha öncesinde sözlü tarih çalışması yapmış, okumuş, ne olduğuna dair fikri olan, sözlü tarihi bir metot olarak öğrenmiş arkadaşlarımız olduğu gibi daha önce sözlü tarih çalışmasında bulunmamış, hatta çok fikri olmayan arkadaşlarımız da var-dı. Tüm bu aktarımların ve atölyelerin beraber fikir yürütebilmemiz için önemli bir temel oluşturduğuna inanıyoruz. 

Sözlü tarih çalışmasına dair hepimizin bu çalışmayı yürütebilecek yeterlikte olduğuna emin olduktan sonraki toplantı gündemlerimiz, tüm bu bilgi edinme süreçlerinde ve paylaşımlarımızda ortaya çıkan soru işaretlerimizden oluştu.

İlk olarak pandemi sürecinin bize öğrettiklerini fırsata çevirerek sahamızın coğrafi kapsamını değiştirmeye karar verdik. İstanbul ve büyük şehirler dışına açıldık, ancak anlatıcının hayatının bir döneminde Türkiye’de yaşamış olmasını bekliyoruz. Anlatıcı Türkçe konuşmuyorsa ya da işaret dili gerekiyorsa tercüman konusunda network oluşturmaya çalışıyoruz. Bu ağı da tabii ki anlatıcının anonimliği ilkesini benimseyecek arkadaşlarımızdan oluşturuyoruz. Anlatıcının pandemi koşullarında rahat edebileceği koşulları sağlamak istediğimiz için görüşmeleri çevrimiçi ve yüz yüze olarak iki opsiyonlu sunuyoruz. Tek bir görüşmenin yetmeyeceği durumlarda anlatıcının ikisine de uygun olup olmadığını ya da hangisini tercih edeceğini önemsiyoruz.

Yeni dönemde yapacağımız görüşmeler için anlatıcılara “kartopu” denilen yöntemle, yani tanıdıklarımızın yönlendirdiği tanıdıkları yoluyla ulaşmaya karar verdik. Çevrimiçi görüşmelerde Zoom toplantı platformunu kullanmayı kolay gördüysek de bu platform görüntüsüz ses kaydı almadığı için anlatıcı eğer başka bir yöntem isterse diye sadece ses kaydı alan platformları kullanmayı öğrendik. Hedeflediğimiz şiddetsiz görüşme sürecine ulaşabilmek için kendi içimizde “Şiddetsiz dil kullanmak, Önyargılarımız”a dair bir atölye yaptık.

Görüşmelere başlamadan önce en önemli gündemlerimizden biri, yeni bir araya gelmiş bizlerin kim olduğu ve çalışma sahamızın kimler olacağı ile ilgiliydi. Biz, kendine feminist diyebilmenin bile bu ülkede ne kadar zor olduğunun, heteropatriyarkal sistemin bize dayatmalarının farkında olarak kendi özgünlüklerimizde kendimizi tanımlıyoruz, bazen tanımlamıyoruz, hatta bazen değiştire değiştire inadına farklı tanımlıyoruz. Yaptığımız atölyelerden birinde ortaya çıktı ki; bizler lezbiyen, bi+seksüel, aseksüel, panseksüel, aromantik, anorm, ace+, akışkancı, nonbinary, ciskadın, kadın, kadın+, genderfluid, kimliksiz, trans, queer, cinsiyetsiz, ne idüğü belirsiz, bronz madalyalı, gold olmayan lezbiyen, gold olan, gullümsever, grup sever, çok aşklı, düş kuran, çeşitli yaşlardan, bazen anne olan, öğrenmeye hevesli, unicorn seven, önyargılı olduğunu bilen, açık olmaya çalışan, kafası karışık, kolici, anti otoriter, eğlence seven, tatlış, dahil hissedenleriz. 

Lezbidüş sözlü tarih çalışması başta, LB+ kadın+’ların hayat deneyimlerini ve hayallerini kayıt altına alma amacıyla yola çıkmış olsa da, yaptığımız ilk görüşmeler ve kendi aramızdaki tartışmalar sonucunda sahamızın kesin sınırlarla tanımlanabilmesinin zorluğuyla karşılaştık. Lezbidüş’ü ikili cinsiyet sisteminin, heteropatriyarkanın, alloseksizmin ve monoseksizmin tahakkümüne karşı politika yapan öznelerce yürütülen; lezbiyen, biseksüel+, panseksüel, aseksüel, demiseksüel, kadın+, nonbinary ve tüm norm dışı sayılan, görmezden gelinen ve tarihten silinen kimliklerin deneyimlerini anlamayı amaçlayan bir sözlü tarih çalışması olarak görüyoruz. Bizlerle bir araya gelerek, deneyimlerini ve hayallerini paylaşan anlatıcılarımıza bir kimlik ya da yönelim atfetmiyoruz.

Daha önceki ekip yazımızda bahsettiğimiz şu etik ilkelerimiz vardı: “Görüştüğümüz kişilerin rahat hissetmelerini, anlatı ve hayalleri üzerinde baştan sona belirleyici olmalarını sağlamak. Görüştüğümüz kişiler, istedikleri sorulara cevap verebileceklerini, anonimlik/gizlilik açısından verdikleri detayları istedikleri gibi değiştirebileceklerini, görüşmeyi deşifre ettiğimizde metinden istediklerini çıkarıp ekleyebileceklerini, çalışmanın herhangi bir aşamasında -metinlerine onay vermiş olsalar dahi- anlattıklarını paylaşmaktan vazgeçebileceklerini ilk görüşme teklifimizden itibaren bileceklerdir.” Bunlara ek olarak, özellikle görüşme güvenliğini sağlama konusunda geniş tartışmalar yürüttük. Nihayet yukarıdaki ilkelerimizi devam ettirmekle beraber görüşmeci olarak kendimizin de esenliğini düşündük ve bizim de görüşmeyi sonlandırma hakkımız olduğuna karar verdik. Görüşmeleri, anlatıcının hikayesini yargılamadan fakat kendimizin de görüşmede anlatılanlardan olumsuz etkilenebileceğini bilerek yapmakta ortaklaştık. 

Lezbidüş ekibi olarak, anlatıcının anlatmak istediği kadarıyla ilgileniyor; anlatılanları tutarlılık, politik doğruculuk açısından sorgulamıyoruz. Ayrıca anlatıcının özel alanında bu görüşmeyi yapıyorsak (ev vs.. gibi), bu alanı gözlemlemiyor, ortama ya da anlatıcının davranışlarına dair gözlem notu tutmuyoruz.

Daha önce sadece sözlü olarak paylaştığımız çalışma sürecine ilişkin açıklamayı yazılı bir şekle dönüştürerek anlatıcıya çalışmaya katılarak onay verdiklerine dair bir yazılı bildirim / onay süreci işletmeye karar verdik. Bu bildirimi anlatıcılar da istedikleri zaman bakabilsinler diye oluşturduk. 

Soruları görüşme sırasında bize bir yol haritası veya hatırlatıcı olması için kullanacak olsak da, neredeyse her kelimesinin üzerine tartışarak beraber belirledik. Tabii ki görüşmelerde anlatı ve hayaller üzerinde belirleyici olan anlatıcı olacak ve biliyoruz ki görüşmenin akışı içinde soruları kendimize not düştüğümüz gibi sormayacağız. Ancak sorular üzerine birlikte çalışmak ve tartışmak her sorunun amacı ve hedeflediği anlatı üzerine hepimizin anlaştığına emin olmak adına çok yararlı oldu. 

Görüşmelerin deşifresini ancak ve ancak görüşmeciler yapacak ve ekipteki diğer arkadaşlarla sadece deşifre edilen hali paylaşılacaktır. Ses kayıtları herhangi bir şekilde görüşmeci ve anlatıcı dışında kimseyle paylaşılmayacaktır. Editörlük sürecine dair –görüşmelerin web sitesinde yayınlanacak halleri için- 4-5 kişilik editör gruplarına ayrılarak çalışmayı planladık. Editörlük çalışmamız, anlatımı ve hayalleri okunabilir kılmak amacıyla yapılmaktadır. Bunun dışında görüşmelerden herhangi bir ekleme çıkarma yapmadan yayınlıyoruz. Metinlerde yer alan her görüş anlatıcıya aittir. İfade edilenler lezbidüş çalışmasını yürütenlerin politikasına uygun olmayabilir. Görüşmelerde olduğu gibi editörlük sürecinde de görüşme yaptığımız kişilerin bize hikayelerini emanet ettiğinin bilincinde olarak anlamı değiştirecek düzenlemeler yapmıyoruz. 

Şimdilik görüşmeleri sadece metinleştireceğimizi bilmekle beraber gönlümüzde yatan bir okuma tiyatrosu ya da podcast çalışması var, belki pandemi sonrasında bir sergi, web sitemizde bir hafıza haritası veya başka çalışmalarda da lezbidüşleri görmemiz mümkün olacaktır….

Hali hazırda lezbidüş bellek sayfamız yayına girmiş durumda. lezbidüş olarak; hakim tarih yazımında görünmezleştirilen deneyim ve kimliklerimize dair materyallere ulaşıma katkıda bulunmak amacıyla arşiv çalışmalarımıza başladık! Burada kendi yazdığımız tarihe ait birçok broşür ve çalışmayı inceleyebilir, bizlere önerilerinizi iletebilirsiniz.

Lezbidüş 2021-2022 Ekip

Ayça Şebnem, Ece, Gaye, İmge, Melisa, Meriç G. Doğan, moria pia, Nacişko, Nazlı, Nehir, Nilüvan, OyaBurcu, Özge, Pınar Karabağ, Pınar Kivi, Selen, sidar, Yağmur, Yeşim

← Geri

Yanıtınız için teşekkür ederiz. ✨

 

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın