¡ Zireael 様
Ankara, Turkey
Backloggd [backloggd.com]

ジルエアエルです。












    

Backloggd [backloggd.com]

ジルエアエルです。












    

Currently Online
Favorite Game
Favorite Guide
Created by - ¡ Zireael 様
Bu rehberde, The Witcher 3: Wild Hunt'ın konsol komutlarına ve konsolun nasıl aktif edileceğine yer verilmiştir.
‏‏‏‏‏‏‏Welcome to my profile
CPU
AMD Ryzen 5 5600X 6-Core Processor 3.70 GHz

Graphics Card
ASUS TUF Gaming GeForce RTX 3080 Ti OC 12GB GDDR6X

Motherboard
ASUS TUF Gaming X570-PLUS Wi-Fi 4400MHz (OC) DDR4 AM4 ATX

Ram
Corsair Vengeance LPX 32GB (4x8) DDR4 3200MHz

Storage
Kingston NV1 1TB NVMe M.2 2280 SSD

Kingston NV1 500GB NVMe M.2 2280 SSD

Power Supply
ASUS ROG-STRIX 850G 80+ Gold 850W

Liquid Cooler
ASUS ROG-STRIX LC II 360 ARGB 360mm

Case
ASUS TUF Gaming GT501 RGB Tempered Glass Mid Tower Black

Operating System
Microsoft Windows 11 Pro

Monitor
ASUS TUF Gaming 27'' VG27AQZ WQHD 165Hz 1ms IPS

Mouse
Razer Basilisk V3

Keyboard
Razer Blackwidow V4 Pro

Mouse Mat
Razer Strider Chroma

Headset
Logitech G935
Review Showcase
2,277 Hours played
Tüm zamanların en iyi yapımı...
  
Her şeyden önce; bu incelemeyi bir alıcı için değil, tamamen kendi duygularımı dile getirmek için yazdım. Ayrıca bu incelemeyi olabildiğince kısa bir özet geçerek yazmak zorunda kaldım. Steam'in karakter limitinin oldukça az olmasından dolayı istediğim her şeyi anlatamayacak olmak beni gerçekten üzdü.

Bazen bazı şeyleri tarif edebilmek için kelimeler, cümleler ve paragraflar maalesef yetersiz kalıyor. Onlardan bir tanesi ile karşı karşıyayız. Bu yapımda, yaşanabilecek bütün duyguları tek tek yaşadım. Bittiği zaman kendimi çok büyük bir boşlukta hissetmem gerekirken kendimi bu uzun yolculuğa tekrardan başlarken buldum. Sonra aynı şekilde tekrar ve tekrar. Bu durum bu şekilde devam etti. Hiçbir şekilde bırakamadım, her oturuşumda farklı şeyler yaşadım. Çıkmasından 7 yıl sonra bile hala yeni keşfedilen detaylarına şahit oldum. Böyle bir şey gerçekten akıl alır gibi değil. Şu anki oynanış süremin üstüne iki kat daha fazla süre eklesek bile ilk kez karşılaşacağım detayların olacağını biliyorum.

Hikaye, sunum, işleniş, olay örgüsü, karakterler, oynanış, açık dünya, yan görevler, grafikler, müzikler, genişleme paketleri ve tekrar oynanabilirlik bakımından The Witcher 3: Wild Hunt hala günümüzde çıkan rakiplerine taş çıkartmaya devam ediyor ve devam edecek. Toplamda 800'den fazla ödül almış olması sanırım her şeyi olabilecek en iyi şekilde özetler nitelikte.

The Witcher 3: Wild Hunt benim için bir oyun falan değil. "İşin sonunda alt tarafı bir oyun" anlayışından acilen çıkılması gerekiyor, her şey bu kadar basit olmamalı. Benim için böylesine değerli bir yapımı "hayatın bir parçası" olarak değerlendirmek gerçekten de en doğrusu olacak. Bu inanılmaz deneyimin bende bıraktığı o mutluluğu; ne kadar kelimelere, cümlelere, paragraflara döksem de gene de bu incelemede açıklayabilmem imkansız. Buraya gerçekten çok fazla sayıda edebi cümle ekleyip zevkten dört köşe olmak isterdim fakat gerek yok, zaten 8.000 karakter limiti büyük bir sorunken bir de bu cümlelerle vakit kaybetmek hiç de iyi olmaz.

The Witcher serisine ilk kez başlayacak bir kişi için yapılabilecek en büyük hata, seriye hikayenin biteceği yerden başlamak olacaktır. Bu üçlemeye finalinden hiçbir şekilde girilmemesi gerek. Ek olarak seriyle ilk kez tanışacak birçok insan, okuması şart olmadığı için genellikle kitapları pas geçiyor. Ancak kitaplar, bu geniş evreni ve karakterleri yakından tanıyabilmek; ayrıca oyunların öncesindeki hikayeyi de öğrenebilmek için en iyi seçenek. Kitaplarla ilgili zaman zaman göndermeler yapılıyor fakat çok önemli bir noktayı kaçıracak kadar da sorun yaratmıyor. Seriye kitapları okumayarak başlangıç yapacak kişilerin, hakkında hiçbir şey bilmediği bu evrene kesinlikle The Witcher 3: Wild Hunt ile giriş yapmaması gerekiyor. Maalesef ilk oyun benim için ne kadar "katlanılamaz" derecede olsa da serinin dönüm noktası olduğunu da kabullenmek zorundayız, sonuç olarak ikinci oyunun temelini attı ve hikaye boyutunda da bir o kadar önemliydi. İkinci oyun da, oyun dünyasının zirvesine adını altın harflerle kazıyacak The Witcher 3: Wild Hunt'ın temelini attı ve kendisinden uzun süre söz ettirebilecek bir yapım olmayı başardı. Sonuç olarak, kesinlikle ama kesinlikle The Witcher 2: Assassin's of Kings'i pas geçmeyin.

Tüm zamanların görülebilecek en iyi yazılmış ve uyarlanmış hikayelerinden birisine tanıklık ediyoruz. Sunum, işleniş, olay örgüsü, akıcılık ve bıraktığı merak duygusu bakımından tüm zamanların en kaliteli senaryolarından birisi. Dile kolay. Daha önce hiç deneyim etmemiş birine iliklerine kadar yaşadığın böylesine bir serüveni anlatmaya çalışmak dile kolay. Üzerinde oldukça fazla düşünülmüş birbirinden etkileyici karakterleri, keyifli diyalogları, kaliteli ara sahneleri ve sinematikleriyle yüzlerce saatin nasıl geçtiğini anlayabilmek gerçekten imkansız.

Bayılıyorum şu oynanışa. Kontroller kesinlikle çok rahat ve akıcı. Kim ne derse desin, çoğunluk böyle düşünmüyor ama savaş mekanikleri olabildiği kadar çeşitli ve kendini tekrar etmiyor. Sadece Quen kullanıp vur-kaç taktiği dışında da bir sürü farklı yöntemlerle savaşabilmek mümkün. Seçilen işaretler, bombalar, iksirler, yetenekler ve zırhlar; savaşlar üzerinde kilit bir rol oynuyor. NPC çeşitliliği oldukça doyurucu olduğu için izlenilmesi gereken taktikler savaşları da bir o kadar çeşitlendiriyor. Vuruş hissiyatı, bitirici animasyonlarla birlikte o kadar tatmin edici oluyor ki anlatamam. Rahat ve akıcı bir oynanış, kaliteli animasyonlar, kaliteli rol yapma öğeleri, inanılmaz büyük ve canlı bir açık dünya, birbirini hiçbir şekilde tekrar etmeyen sayısız yan görev... Bu özelliklerden sadece birisine bile sahip olmak çok büyük bir başarıyken The Witcher 3: Wild Hunt hepsine birden sahip. Bu kadar net.

Böyle bir görsellik yok. Dokular, karakter modellemeleri, ışıklandırmalar, gölgelendirmeler, yansımalar, renk tonlamaları. Hepsi hakkında saatlerce konuşabilirim. İnanılmaz büyüklükteki canlı mı canlı, renkli mi renkli olan bu açık dünyaya otur da kitap yaz. Daha sonra hızını alamayıp yeni bir kitap daha yaz. Çoğu zaman HUD ekranını kapatıp o inanılması güç müziklerle birlikte kendimi saatlerce açık dünyanın doğasına bırakıyorum desem ve bundan keyif alıyorum desem... İnanılmaz derecede büyüleyici manzaralar karşısında donup kalmaktan başka yapılabilecek bir şey yok. Sayısız maceranın bizi beklediği bu derin açık dünyada bir tane yan görev yapmaya giderken beş tane daha yan görev yapmanın verdiği mutluluk çok değerli, başka bir örneği de yok. Hepsinin birbirinden bağımsız hikayesi olan bu yan görevler için söylenecek o kadar çok söz var ki, gerçekten boşuna konuşmuş olurum. Bu samimiyet bile insanı mutlu etmeye yeter.

Müzikler! Müzikler! Müzikler! Daha önce söylediğim gibi durum tam olarak bu, bazı şeyleri cümlelere dökebilmek imkansız. Müzikler için de gerçekten diyebilecek hiçbir şey yok. Tüm zamanların en iyi müziklerine sahip olan yapımlardan birisi olduğu için fazla söz söylemeye gerek duymuyorum. İnanılması zor güzellikteki müzikleriyle hikayeye olabilecek en vurucu şekilde tanıklık etmek her zaman gördüğümüz bir şey değil. Her bir müzik bana ayrı duygular yaşattı. Ana menüdeki Blood and Wine müziğini dinlemekten dolayı bir türlü oyuna başlayamadığım zamanlar oldu! Hunt or Be Hunted, Steel for Humans, Silver for Monsters, The Wolven Storm, You're... Immortal, Blood and Wine ve daha bahsetmediğim onlarca müzik... İnanılmaz!

Hearts of Stone ve Blood and Wine için de tamamen ayrı bir parantez açılması gerektiğini hepimiz biliyoruz. Kimilerine göre The Witcher 3: Wild Hunt'ın kendisinden bile daha güzel olan bu iki paket, %100 olarak tamamlayıp sonrasında farklı seçimler ve farklı sonlar ile tekrardan bitirmek isteyenler için ek olarak onlarca saatlik bir deneyim daha sunuyor. Nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Şu zamana kadar üzerinde bu kadar düşünülmüş ve emek harcanmış genişleme paketleri başka hiçbir yapımda olmadı, olmayacak. Birbirinden güzel hikayelere, görevlere, karakterlere, müziklere sahip olan Hearts of Stone ve Blood and Wine incelemelerini detaylı olarak ayrı ayrı yapmayı planlıyorum.

Evet, karakter limitinden dolayı incelemenin sonuna gelmek zorundayım. Normalde daha neler anlatabilirdim neler... Böylesine özel ve benzeri görülmemiş bir deneyim için yapabileceğim en kısa özet bu şekilde oldu. Keşke hafızamı kaybedip her şeye tekrardan başlayabilsem. Böyle bir imkanım olsaydı gerçekten yapardım. Daha iyisi hiçbir şekilde gelmeyecek.
Favorite Game
602
Hours played
57
Achievements
Artwork Showcase
Judy Álvarez
305 52 11
Review Showcase
141 Hours played
Atlus'un ilk sıra tabanlı fantezi temasına sahip oyunu olan Metaphor: ReFantazio; Persona ve Shin Megami Tensei formülünü yeterince uygulayabildiğini düşünmediğim, ancak kendi içinde bir o kadar da başarılı bulduğum oyunlardan birisi oldu. Eksikleri var mı, var. Ama bütün olarak değerlendirdiğimiz zaman Atlus'un kalitesinden birkaç hata dışında ödün vermediğini bir kez daha görmüş oluyoruz.

Senaryoyu ele alırsak, ilgimi o kadar çekmedi ki ne anlatacağımı bilmiyorum. Nerdeyse koca bir sıfırdı benim için. Oyunun en büyük eksikliklerinden birisiydi zaten burası. İlgi çekici ve merak uyandıran herhangi bir şey bulamadım. Kişiyi belki de oyunda en başından en sonuna kadar tutacak en önemli şeylerden birisi olan senaryo bu konuda gerçekten büyük bir hayal kırıklığı oldu. Bu yeni evren, fantezi temasıyla da birleşince birbirleriyle hiçbir şekilde uyum sağlayamamış oldu.

Karakterler de o kadar ilgi çekici değildi. Yeteri kadar derinliği olduğunu düşünmediğim bir sürü karakter vardı. Bunun en büyük sebebinin hala fantezi teması olduğunu düşünüyorum. Biraz büyük konuşursam, herhangi bir Persona'daki herhangi bir karakter kadar ilgimi çeken kimse olmadı nerdeyse. Bunun da temel sebebi dediğim gibi, günümüz Japonya'sında geçmeyip tamamen farklı bir evrende ve dünyada geçmesiyle alakalıdır muhtemelen. Ben o basitliği seviyorum aslında, burdaki tüm karakterler basitlikten uzak. En makul ve en havalı diyebileceğim karakter beklediğimiz üzere Louis oldu. Güzel dizayn edilmiş, en baştan en sona kadar tek odak bir villain'dı kendisi. Hoşuma da gitti. Tabii ki de Persona villainlarına göre oldukça zayıf kalıyor her türlü, bunun da kaçarı yok zaten.

Sanat tasarımına söyleyecek hiçbir söz yok. Anlat anlat bitmez. Atlus'un en iyi yaptığı şeylerden sadece bir tanesi. Atlus'un her oyunundaki ana menü tasarımlarını hepimiz biliyoruz zaten. Oyunu durdurup ana menüyü detaylıca inceleyip gezmek bile başlı başına keyifli bir aktivite, ana menü dizaynı her oyunlarında olduğu gibi burda da gerçekten çok güzel. Karakter portreleri de aynı şekilde çok modern ve detaylı bir çizim kalitesine sahip. Düşman ve boss tasarımları da oldukça ilginç ve güzeldi. Fakat hoşuma gitmeyen şeylerden birisi kesinlikle oyunun genel anlamdaki renk tonu oldu. Persona cıvıllığından hiçbir şekilde eser yok, oldukça kasvetli ve boğucu olduğunu düşündüğüm bir solukluğa sahip. Aynı şekilde bunun da temel sebebi tema değişikliği.

Shoji Meguro'nun bizi hiçbir zaman şaşırtmayacak olan eşsiz müzikleri bu oyunda bir kez daha sahne alıyor, sağ olsun bir kez daha kulaklarımızın pası silindi. Ancak ilginç bir şekilde bu tema değişikliği müziklere de yansıyarak oyunu bambaşka bir havaya sokmayı başarmış. Personalardan aşina olduğumuz o müzik tasarımıyla nerdeyse hiçbir alakası yok, Myōhō-ji tapınağının baş rahibi Keisuke Honryo tarafından Esperanto dilinde seslendirilen ilginç ama harika bir yapıya sahip müzikler. Seslendirmesi olmayan diğer müzikler de tamamen fantezi temasına uyum sağlayarak; savaşırken, keşifteyken, senaryoda ilerlerken bana sonuna kadar keyif veren müzikler oldu. Yok mu bir de Atlus'un en başarılı yaptığı işlerden biri olan o final boss müziği...

Oynanışa gelirsek; ileri giden değil, yerinde sayan hatta belki de geriye giden bir oynanış söz konusu. İlk olarak şunu söylemeliyim, Atlus'un ciddi anlamda zorluk düzeyini bir türlü ayarlayamama problemi var. Özellikle Persona 5'in zorluk seviyesi ne olarak ayarlanırsa ayarlansın oyun o kadar hızlı dengeleniyordu ve kolaylaşıyordu ki, Merciless'ın falan çok bir anlamı kalmıyordu aslında. Bu benim açımdan kesinlikle bir problem değil, oynadığım oyunların dengeli veya mümkünse kolay olmalarını tercih ederim her zaman. Bana huzur veren şey bu çünkü. O oyunu kendime zehir etmek değil, oyunun üstesinden gelebilmek. Ama Metaphor'a baktığımız zaman durum bir anda tam tersi oluyor. Metaphor, maalesef ki şimdiye kadarki en zor olan Atlus oyunu. İş Atlus'tan da çıkıyor aslında, Metaphor o kadar zor bir oyundu ki gerçekten piyasadaki sadece zorluğuyla tanıdığımız oyunlara bile kafa tutabilir. Her oyunda yaptığım gibi (çok istisnai şeyler dışında) zorluk düzeyine "Normal" olarak başladım. Hikayedenin çeyreğine kadar falan dayanabildim, oyun o kadar zorlaştı ve kontrolden çıktı ki zorluk düşürmekten başka hiçbir seçeneğim kalmadı. "Kolay"a çekmek zorunda kaldım, ama beklenildiği üzere bu da yetmedi. Durumumu anca "Storyteller" kurtarabildi. Ben bu kadar abartılı bir zorluk görmedim son yıllarda.

Savaşlar oldukça akıcı ve hızlıydı, doğru. Ama savaşlardaki çeşitlilik Shin Megami Tensei'ye veya Persona'ya göre oldukça düşük ve tekdüze, nerdeyse kıyaslanamazlar bile. Boss savaşlarında o çeşitliliği biraz bulabilmek mümkün, ama gene de yeterli değillerdi. Yan görevler ve keşifler eziyet denebilecek kadar sıkıcıydı. Kulenin en tepesine çık, ejderhayı öldür; mağaranın en derin noktasına git, devi öldür şeklinde düşünülebilir aslında kabaca özetlersek. Final boss'un hakkını vermem lazım, belki de Atlus'un şimdiye kadarki yaptığı en destansı final boss savaşı burdaydı. Çok tatmin edici, sağlam bir savaştı. Diğer tüm Atlus oyunlarında olduğu gibi burda da final boss müziğini savaş esnasında son ses dinlerken tüylerim diken diken oldu. Persona final bosslarına göre belki de duygusallık ve önemseme durumu hiç yoktu, ama gene de böylesine bir serüvenin sonuna gelmenin hissini en iyi şekilde veriyordu.

Toparlayacak olursak, her şeye rağmen Metaphor'u oldukça sevdim. Ama Atlus'a fantezi teması yaramıyor. Yepyeni bir evren yaratmalarının doğru bir tercih olduğunu hala düşünmüyorum. Umarım hiçbir sequel veya prequel düşünmezler, yeni bir seri oluşmaz. Gayet doyurucu ve tek seferlik bir deneyim oldu benim için.
Featured Artwork Showcase
Triss Merigold of Maribor
355 166 29
Featured Artwork Showcase
Mia Winters
278 29 6
Favorite Group
This group collects user with STEAM-Level 100 or higher.
24,404
Members
1,089
In-Game
5,290
Online
482
In Chat
Artwork Showcase
Melinoë
172 133 19
Screenshot Showcase
Makoto Niijima (新島 真)
27 5 1
Favorite Guide
Created by - ¡ Zireael 様
Bu rehberde, The Witcher 3: Wild Hunt'ın bütün başarımlarına ve bu başarımların nasıl kazanılacağına yer verilmiştir.
Workshop Showcase
There are no gods here. There are only monsters.
49 ratings
Created by - ¡ Zireael 様
Video Showcase
Resident Evil Village Glitchless NG+ Speedrun - 1:29:09
12 4
Awards Showcase
1
21
15
13
12
11
10
10
10
9
9
9
9
8
8
209
Awards Received
7
Awards Given
Recent Activity
89 hrs on record
last played on Feb 26
2,277 hrs on record
last played on Feb 23
175 hrs on record
last played on Feb 23
Endless ˎˊ˗ Feb 24 @ 11:18pm 
:confirmed::dofsflower::toadPepe::toadPepe::MyLover_PinkBowtie::toadPepe::toadPepe::dofsflower::confirmed:
:dofsflower::toadPepe::hrt::fadeheart::toadPepe::fadeheart::hrt::toadPepe::dofsflower:
:toadPepe::fadeheart::sakura::sakura::hrt::sakura::sakura::fadeheart::toadPepe:
:toadPepe::hrt::sakura::sakura::sakura::sakura::sakura::hrt::toadPepe:
:toadPepe::toadPepe::fadeheart::sakura::sakura::sakura::fadeheart::toadPepe::toadPepe:
:toadPepe::toadPepe::toadPepe::hrt::sakura::hrt::toadPepe::toadPepe::toadPepe:
:dofsflower::toadPepe::toadPepe::toadPepe::fadeheart::toadPepe::toadPepe::toadPepe::dofsflower:
:confirmed::dofsflower::toadPepe::toadPepe::toadPepe::toadPepe::toadPepe::dofsflower::confirmed:
¡> Ghost // Artwork Designer Feb 23 @ 11:56am 
:emberbutterfly:⠀⠀⠀⠀⠀⠀:paperphoenix:⠀⠀⠀⠀⠀⠀:emberbutterfly:
⠀⠀:didepaddle::P6::tartarus:⠀⠀:tartarus::P6::GRKATANA:
⠀⠀:tartarus::IconBottleDouble::HappyBlood::d4_science::HappyBlood::IconBottleDouble::d4_science:
⠀⠀:d4_science::HappyBlood::P10::IconBottleDouble::P10::HappyBlood::tartarus:
⠀⠀⠀⠀:P6::IconBottleDouble::P10::IconBottleDouble::P6:
⠀⠀⠀⠀:GRKATANA::d4_science::HappyBlood::d4_science::didepaddle:
⠀⠀:GRKATANA:⠀⠀⠀⠀:tartarus:⠀⠀⠀⠀:didepaddle:
:emberbutterfly:⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀:emberbutterfly:
Tool Feb 22 @ 4:56pm 
⠄⢢⣴⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣟⠿⠛⠛⠋⠛⠛⠋⠽⠄⠣
⠄⠸⠿⠛⠉⠉⠉⠐⠹⠿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⡿⡀⣀⣴⢄⣀⣀⣀⠄⠄⠄⢸
⡁⠄⠄⢠⣼⡔⡠⠤⢄⣺⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣾⣶⣶⣶⡶⢢⢠⣿
⠸⠄⣶⣥⣾⣿⣶⣿⣿⣿⢧⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⡿⠑⢃⣿⣿
⢘⡰⠘⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣼⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⠏⡨⢢⣾⣿⠇
⠈⣴⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣯⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣛⣥⢞⢁⠞⢻⡟⣸
⠄⢻⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⠿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⡿⠋⠕⢃⠎⠃⡦⠁⠃
⠄⠈⢿⣿⣿⣿⣿⣿⣿⡏⠈⠹⠉⠈⠙⠻⣿⣿⣿⣷⣖⠰⠋⠄⠐⠡⠑⣰
⠄⠄⠄⠻⣿⣿⣿⣿⣿⡇⢀⣀⣤⢂⣤⣄⢸⣿⣿⣿⣿⣷⣶⣤⠄⢀⠘⠋
⠄⠄⠄⠄⠉⢿⣿⣿⣿⣿⣼⣿⣧⣿⡿⣱⣿⣿⣿⣿⣿⣿⡿⠉⠂⠄⠄⠠
⠄⠄⠄⠄⠄⠄⠙⣿⣿⣿⢸⠿⢿⣫⣾⣿⣿⣿⣿⣿⣿⠟⠁⠄⠄⡠⠁⠄.
   :diabolicessence::meatlove::diabolicessence:         :diabolicessence::meatlove::diabolicessence:
:meatlove::behemot::pinkbomb::behemot::meatlove:   :meatlove::behemot::pinkbomb::behemot::meatlove:
:diabolicessence::pinkbomb::atomical:   :pinkbomb::diabolicessence::pinkbomb:   :atomical::pinkbomb::diabolicessence:
:meatlove::behemot:      :atomical::behemot::atomical:      :behemot::meatlove:
   :diabolicessence::pinkbomb::atomical:         :atomical::pinkbomb::diabolicessence:
      :meatlove::behemot::atomical:   :atomical::behemot::meatlove:
         :diabolicessence::pinkbomb::Invader4::pinkbomb::diabolicessence:
            :meatlove::behemot::meatlove:
               :diabolicessence:
Tool Feb 20 @ 3:35pm 
:LilyHeart: :LilyHeart: